İçeriğe geç
Yozgat Aks

Hayata pratik bakış, burçlara özgün yorum

Ev ve Yaşam

Kitaplık Düzeni: Hem Bulunabilir Hem Bakımlı Bir Raf

Kitaplık ne salt depolama ne salt dekorasyondur. Aradığını bulmayı kolaylaştıran ve kitapları koruyan dizim mantığı.

Derya Akıncı 3 dk okuma

Kitaplık, evdeki en kişisel mobilyadır. Ne mutfak dolabı gibi tümüyle işlevseldir ne de bir tablo gibi tümüyle dekoratif. İkisinin arasında durur ve bu yüzden düzenlemesi de bir denge işidir. Sadece göze hoş görünsün diye kurulan bir kitaplık kullanışsız olur; sadece depolama mantığıyla kurulan bir kitaplık ise odayı ağırlaştırır.

İyi bir kitaplığın ilk şartı, sahibinin ne aradığını bulabilmesidir. İkinci şartı ise kitapların orada zarar görmeden durabilmesidir. Bu iki şart sağlandıktan sonra estetik, kendiliğinden gelir.

Sisteme karar vermek

Kitapları dizmenin tek doğru yolu yoktur, ama seçilen yöntemin tutarlı olması şarttır. Yazar soyadına göre alfabetik dizim, aradığını hızlı bulmak isteyen ve çok sayıda kitabı olanlar için en güvenilir yöntemdir. Konuya göre gruplama ise okuma alışkanlığı belirli alanlarda yoğunlaşanlar için daha doğal gelir; roman, tarih, deneme, başvuru kitapları ayrı bölümlerde toplanır.

Renge göre dizim, son yıllarda yaygınlaşan ve görsel olarak etkileyici sonuç veren bir yöntem. Ancak dürüst olmak gerekir: kitabın kapağının rengini hatırlamak, adını hatırlamaktan çok daha zordur. Yüz kitaplık bir koleksiyonda çalışır, sekiz yüz kitaplık bir koleksiyonda arama işkenceye dönüşür. Karma bir çözüm de mümkündür: konuya göre bölümler oluşturup her bölümün içinde renk uyumu gözetmek.

Kitapları doğru yerleştirmek

Kitapların fiziksel sağlığı, nasıl durduklarına doğrudan bağlıdır. Yarı boş bir rafta yana yatan kitaplar, zamanla ciltlerinden eğrilir ve bu deformasyon geri dönmez. Kitap desteği kullanmak veya rafı yeterince doldurmak bu sorunu tümüyle ortadan kaldırır.

Diğer uçta ise fazla sıkışık dizim vardır. Kitapları rafa çıkarılamayacak kadar sıkı yerleştirmek, çekerken cilt sırtının yırtılmasına yol açar. Doğru ölçü, kitabın üstünden tutulup kolayca çıkarılabilmesidir. Ayrıca kitapları rafın tam kenarına değil, birkaç santim içeri hizalamak hem daha derli toplu görünür hem de tozlanmayı azaltır.

Büyük ve ağır kitaplar, sanat albümleri gibi geniş formatlar dikey durmakta zorlanır. Bunları yatay olarak, en fazla üç dörtlü gruplar halinde üst üste koymak hem doğru hem de rafın monotonluğunu kıran bir çözümdür. Ağır kitapların her zaman alt raflarda durması, hem raf sehimini önler hem de mobilyanın devrilme riskini azaltır.

Işık ve nem

Kitapların en büyük düşmanı doğrudan güneş ışığıdır. Pencere karşısına konan bir kitaplıkta, birkaç yıl içinde kitap sırtlarının renginin solduğu açıkça görülür. Kitaplığı doğrudan ışık almayan bir duvara yerleştirmek en pratik önlemdir; bu mümkün değilse gündüz perdeyi kısmen kapalı tutmak fark yaratır.

Nem de sessiz bir tehdittir. Dış duvara yaslanan kitaplıklarda, mobilya ile duvar arasında birkaç santimlik hava boşluğu bırakmak küf oluşumunu belirgin biçimde azaltır. Bodrum katlarda ve rutubetli odalarda kitapları zemine yakın raflarda tutmamak da doğru bir alışkanlıktır.

Rafı hava aldırmak

Baştan aşağı kitapla dolu bir kitaplık, ne kadar zengin olursa olsun görsel olarak yorucudur. Her rafta küçük bir boşluk bırakmak, gözün dinlenmesini sağlar. Bu boşluklara konacak küçük bir obje, çerçeve ya da saksı, kitaplığı bir depodan bir vitrine dönüştürür.

Bir başka etkili yöntem, birkaç kitabı kapağı görünecek şekilde öne dönük yerleştirmek. Kitapçı raflarında kullanılan bu düzen, kitaplığa ritim katar ve o an okunmakta olan kitabı öne çıkarır.

Koleksiyonu canlı tutmak

Kitaplığın en zor kısmı, sonsuza kadar büyümeyeceğini kabul etmektir. Raflar dolduğunda seçim yapmak gerekir. Burada işe yarayan soru şudur: bu kitabı bir daha açacak mıyım, yoksa yalnızca sahip olmuş olmak için mi tutuyorum? Okunmuş, beğenilmemiş ve tekrar açılmayacağı kesin olan kitapları bir başkasına vermek, hem rafı hem de koleksiyonun anlamını korur.

Okunmayı bekleyen kitaplar için ayrı bir raf bölümü ayırmak da işlevsel bir fikirdir. Böylece "sırada ne var" sorusunun cevabı her zaman gözünüzün önündedir ve kitaplık, geçmişin bir arşivi olmaktan çıkıp yaşayan bir alana dönüşür.