E-posta Filtreleriyle Gelen Kutusunu Sadeleştirmek
Yüzlerce okunmamış mesajın çözümü daha hızlı okumak değil, mesajları size ulaşmadan ayıklayan bir düzen kurmak.
Selin Yalçın 3 dk okuma
Sabah gelen kutusunu açtığınızda karşınıza çıkan sayı, günün ruh hâlini belirleyebiliyor. Yüzlerce okunmamış e-posta arasında gerçekten cevap bekleyen üç beş mesajı bulmak, gitgide daha çok zaman alan bir işe dönüştü. Üstelik bu yükün büyük kısmı, aslında sizden bir şey istemeyen mesajlardan oluşuyor.
Gelen kutusunu toparlamanın yolu, daha hızlı okumaktan geçmiyor. Mesajların size ulaşmadan önce ayıklandığı bir düzen kurmaktan geçiyor. Bu düzenin adı filtre ve neredeyse her e-posta servisinde yıllardır var; sadece çoğu kullanıcı hiç açmıyor.
Gelen kutusu bir depo değil
Önce bir zihniyet değişikliği gerekiyor. Gelen kutusu, biriktirilecek bir arşiv değil; üzerinden geçilecek bir bant. Bir mesaj işlendiğinde oradan çıkmalı. Silinmeli, arşivlenmeli ya da bir klasöre taşınmalı.
Bu bakış açısıyla bakıldığında gelen kutusunda kalan her mesaj bir anlam kazanır: henüz halledilmemiş bir iş. Sayı yüzlerceyse, o sayı gerçekten yüzlerce iş anlamına gelmiyordur; sadece sistem kurulmamıştır.
Üç gruba ayırmak
Gelen e-postalar kabaca üç gruba ayrılır. Birincisi, gerçekten sizden bir şey isteyen mesajlar: bir soru, bir onay, bir görev. İkincisi bilgilendirmeler: bildirimler, özetler, sistem mesajları. Üçüncüsü ise bültenler ve tanıtımlar.
Birinci grup gelen kutusunda kalmalı. İkinci ve üçüncü grup ise oraya hiç uğramamalı. Filtre kurmanın hedefi tam olarak budur: ikinci ve üçüncü grubu, siz görmeden ilgili klasörlere yönlendirmek.
Bu ayrım yapıldığında gelen kutusundaki mesaj sayısı çoğu kişide onda birine iner. Ve geriye kalanların hepsi gerçekten dikkat isteyen mesajlar olduğu için, listeye bakmak stres yaratmaktan çıkar.
Filtre nasıl kurulur
Filtre kurmanın mantığı basit: bir koşul ve bir eylem. Koşul, gönderenin adresi, konu satırındaki bir kelime ya da mesajın içinde geçen bir ifade olabilir. Eylem ise etiketleme, klasöre taşıma, okundu işaretleme ya da arşivleme.
En verimli başlangıç noktası, sık gelen ve hiç açılmayan mesajlardır. Gelen kutunuzda arama yaparak hangi gönderenden kaç mesaj geldiğini görebilirsiniz. En üstteki birkaç gönderen, genellikle yükün yarısını oluşturur.
Bu gönderenler için kurulacak tek bir kural, günlük gelen mesaj sayısını hissedilir ölçüde azaltır. Kuralı kurarken "gelen kutusunu atla" seçeneğini işaretlemek kritik; aksi hâlde mesaj hem etiketlenir hem de yine karşınıza çıkar.
Bültenlerle barışmak
Bültenler kötü değildir; yanlış yerde olduklarında rahatsız edicidirler. Hepsini tek bir klasöre yönlendirip haftada bir kez, kahve içerken göz atmak, hem içerikten faydalanmayı hem de gün içinde bölünmemeyi sağlar.
Bir bülteni aylardır açmıyorsanız, filtrelemek yerine abonelikten çıkmak daha doğru. Çoğu bültenin altında bu bağlantı bulunur. Ayda bir kez on dakika ayırıp bu temizliği yapmak, filtre kurmaktan bile etkili olabilir.
Klasik klasör mantığında bir mesaj tek bir yerde durur. Etiket mantığında ise aynı mesaj birden çok başlık altında görünebilir. İkincisi daha esnektir çünkü gerçek hayatta bir mesaj hem bir projeye hem bir kişiye ait olabilir.
Hangi yöntemi seçerseniz seçin, tek kural sayıyı düşük tutmak. Kırk klasörlü bir yapı, hiç klasör olmamasından daha yorucudur. Beş ile on arası, çoğu kişi için yeterlidir.
Aramayı kullanmayı öğrenmek
Son olarak, her şeyi klasörlemeye çalışmaktan vazgeçmek. Modern e-posta servislerinin arama motoru çok güçlü. Gönderene, tarihe, eke ya da kelimeye göre arama yapmayı öğrenmek, onlarca klasörün yerini tutar.
Bildirim ayarları da bu düzenin parçası. Her yeni e-postada telefonun titremesi, gelen kutusunu yönetmenin en büyük düşmanı. Bildirimleri yalnızca belirli kişilerden gelen mesajlarla sınırlamak ya da tamamen kapatıp günde iki kez kutuya bakmak, iş temposunu hissedilir biçimde sakinleştirir.
Yazma tarafında da küçük bir katkı mümkün. Kısa ve net konu satırları yazmak, gerektiğinde tek bir cevapta bütün soruları toplamak ve gereksiz kişileri kopyaya eklememek, karşı tarafın gelen kutusunu da rahatlatır. Düzenli bir gelen kutusu, aslında karşılıklı kurulan bir alışkanlık.
Pratikte en iyi sistem şudur: az sayıda etiket, iyi kurulmuş birkaç filtre ve iyi kullanılan bir arama kutusu. Bu üçlü kurulduğunda gelen kutusu, kaçınılan bir yer olmaktan çıkıp günde iki kez uğranan sakin bir durağa dönüşür.